29 Mart 2009 Pazar

Sergio Ramos!


Aslında maçla ilgili bir yazı yazmak isterdim, ki maç İspanya milli takımının domine ettiği, ilk 20 dk. dışında oyuna tamamen hakim olduğu, bir futbolcunun topla maximum oynama süresinin 3 sn.'yi geçmediği bir takımda asıl dikkatimi çeken, "bu adam insanmı?" dedirten biri vardı ki gerçekten akıllara zarar bir performans sergiledi.

Bahsettiğim futbolcu maçı izleyen herkesin benimle hemfikir olduğuna inandığım Real Madrid'in ve İspanya milli takımının sağ beki(gerçi çok yönlü, birden fazla pozisyonda rahatlıkla oyniyabilen bir futbolcu) Sergio Ramos.

Altyapısı son yılların futbolcu fabrikası olarak öne çıkan, 2 kez ardarda Uefa kupasını alarak tarihe geçen Sevilla'ya dayanıyor olması futbolla kenarından kıyısından ilgilenen pek çoğumuzu şaşırtmasa gerek. Çünkü son yıllarda büyük kulüplere baktığımızda Sevilla altyapısından yetişmiş yada Sevilla ile parlayıp önemli noktalara gelen çok sayıda yıldız var (Jose Antonio Reyes, Daniel Alves, Jose Mari, Seydou Keita, Jesus Navas, Diego Capel, vs).

Bir sağ bekin tüm hücum organizasyonlarının içinde yer alması, rakip sol beki dar bir alana mahkum etmesi, ona sadece defans yapma hakkı tanıması pek insaflıca ve çok bilindik birşey değil! Zaten bir elin parmaklarını geçmicek kadar az oyuncuya has bir özellik (yada lutuf). Birde bu oyuncu stoperden devşirme bir sağbek olduğunu düşünürsek bir kez daha hayranlık duyamamak, saygı göstermemek elde değil.

İşin özü, beni bu maçta ne İspanya milli takım oyuncularının nefes aldırmayan pas trafiği(ki mükemmel), ne Volkan'ın muhteşem reflexleri, nede milli takımımızın ilk 20 dk.deki üstün gayreti etkiledi. Bu maçın özeti Sergio Ramos, İbrahim Üzülmez üzerinde daha önce denenmemiş ve benzeri görülmemiş bir deney yaptı! Sayısını hatırlayamadığım, oturduğum koltukta gözlerimi yoran ama kendisini bir türlü etkilemeyen bindirmeleri, 75. dk.de altı pas içerisindeki akrobatik rövaşatası ve bir 90 dk. daha oynayabiliceğine olan inancımdır beni bu yazıya zorlayan. Tabi buna önlem almayarak İbrahim'i Ramos'un kobayı yapan, ilerde tek top tutan oyuncumuz Semih'i kenara alıp takımı pasifize eden Fatih Terim'in katkısıda yatsınamaz.

22 Mart 2009 Pazar

Orta Oyunu


Öncelikle iki takımda Fenerbahçe ve Trabzon'un puan kaybıyla kapattığı bu haftada en ciddi rakibine 3'lık bir avantaj vermek istemiyordu. İki takımda çok kontrollü başladı. Beşiktaş Nobre'sizlikten ilk 20 dk.de ileri uçta top tutamadı ve Sivas bu dakikalar içinde oyunun hakimiydi, hatta Musa ile ciddi bir pozisyondan da yararlaramadılar. İlk yarının geriye kalan dk.lerinde Beşiktaş oyuna ağırlığını koyarak ciddi pozisyonlar üretti. Gole yaklaştığı pozisyonlar ise genelde duran toplardı ama çerçeveyi bulamadılar.

İkinci yarı gollerle başladı. Maç başından beri Sivas adına yapılan tek organizasyon olan, topu Mehmet Yıldız'a şişirip geriden gelen oyunculara pozisyon hazılama girişimi Beşiktaş defansının dalgınlığı arasında Herve Tum'un kafa golüyle sonuçlandı. Beşiktaş gelen bu şok golden sonra psikolojik olarak geri çekilen Sivas'ın üstünde baskı kurdu. Bu baskı Yusuf'un muhteşem ortasına Tello'nun bir o kadar güzel bitiricili ile sonuçlanınca maça denge geldi.

Maçtaki doğruları ve yanlışları değerlendiricek olursak Cisse ve Nobre tercihleri tartışılır. Ernst ile iyi bi ikili olusturan Cisse kesinlikle ilk 11 de olmalıydı. Bu durumda Sivok haftalardır hatasız oynadığı stoper mevkiinde Zapo'nun yerine görev almalıydı. Nobre ise geçen haftanın formsuz ismi Bobo'nun yerine 11 de başlaması gereken bir diğer isimdi. Çünkü Nobre rakip üzerinde baskı olusturan, defans adamlarının öne çıkmasını engelleyen, ileri uçta top saklayıp takımı dinlendiren bir oyuncu. Geçen haftaki 11 den yaptığı en olumlu değişiklik kesinlikle Delgado-Yusuf değişikliğiydi. Yusuf bu maçta kendisinden beklendiği gibi büyük takım oyuncusunun göstermesi gereken reflexi göstererek maça ağırlıgını koydu ve asistinide yaparak doğru bir tercih olduğunu kanıtladı.

Son olarak maçta en çok göze batan oyuncular Sivasspordan Fabio Bilica (sağlam ve güvenilir bir stoper), Beşiktaş'ta ise İbrahim Toraman (ülkenin stopersizlikten kırıldığı bu dönemde milli takıma sırf Fatih Terim'in egoları yüzünden seçilmeyen bence Servetle beraber en ii ve en hazır yerli stoper) ve 70. dk.ye kadar Yusuf'tu.