
Çok az sayıda futbolcuya nasip olur oynadığı kulüple isminin bir anılması, efsane olması ve yıllar geçse bile isminin geçtiği anda herkesin anlatıcak bişeylerinin olması. Futbolu bırakan ve faal futbolculara verilebilicek en güncel isimler kuşkusuz Manchaster United - Eric Cantona, Napoli - Armando Diego Maradona, Real Madrid - Raul, Roma - Francesco Totti vs.vs..
Bu isimleri özel kılan taraftar gibi düşünüp taraftar gibi hareket etmeleri ve hiç kuşku yokki her birinin kulübüyle alakalı bir söyleminin oluşu. Mesela Eric Cantona "Ölünce beni yakın ve küllerimi Old Trafford'un dört bir yanına dağıtın" diyerek kulübüne olan aşkını ifade etmiştir. Armando Diego Maradona 1990 yılında İtalya'nın Napoli şehrinde oynanan İtalya - Arjantin dünya kupası yarı final maçının öncesinde Napoli halkına "Size Afrika'lı diyen İtalyanları mı, yoksa sizden biri olan ben ve takımımı mı destekliceksiniz?" diyebilicek kadar güçlü bir bağ kurmustur Napoli halkıyla. Raul'un hikayesi ise biraz farklı kendisi Atletico Madrid taraftarı olan ve altyapısından yetiştiği takımından küçük yaşlarda babasının baskısı sonucu ayrılarak tarihine geçiceği Real Madrid'e gitmiştir. Kulübün bir çok alanda rekorlarına sahip, en özel oyuncularından biri olmuştur. Zamanın Real Madrid başkanı Florentino Perez ise ona şu sözlerle ne kadar değer verdiğini göstermiştir "Bu kulüpten tüm futbolcular gider, antrenörler gider, yöneticiler gider ve gerekirse ben giderim ama Raul burda olmaya devam eder". Totti ise Roma'ya olan bağlılığını "Roma forması benim için İtalya milli formasından daha değerlidir" diyip belki çok tartışılıp, eleştirilmiştir ama Roma taraftarı içinde bir o kadar özel bi cümle kurmustur.
Konu idol futbolcular olunca akla Türkiye'de ilk olarak Pascal Nouma - Beşiktaş gelir. Nouma Beşiktaş taraftarı için çok özel bi futbolcuydu. Beşiktaş'ta Nouma için bir o kadar özeldi.
Nouma'yı özel kılan kesinlikle futbolculuk yetenekleri değildi.. Ki oldukça yetenekli bir futbolcuydu. Boş kaleye gol kaçırabilir, penaltıyı auta atabilir, hatta kendi kalesine gol atsa bile tepki almazdı. Beşiktaş taraftarı gibi adı baskıcı taraftara cıkmış bir grubun bu kadar olumsuzluğa müsamaha göstermesinin elbetteki haklı sebebleri var. Nouma gönülden oynayan, tabiri caizse tekmeye kafa sokan bir futbolcuydu, işler istediği gitmediğinde bu takım arkadaşlarıda olsa dahi tepki koyabilicek kadar açık ve netti, Fransa milli takım antrenörü Aime Jacquet'in Pascal daha disiplinli olursa onu milli takıma alabilirim söylemine "milli takım gibi bi hedefim olduğunu kim söyledi" diyecek kadarda dikti, hiçbir zaman profesyonel olamadı kendisine saha içinde küfür eden bi futbolcuya anında tepki koyucak kadar yürekliydi kısacası tribündeki taraftarın, sahadaki beden almış haliydi..
İşte Pascal ve onun Beşiktaş için düşündükleri... "Attığım gollerden sonra çok fazla coşku yaşamıyorum. Çünkü taraftarın sevincini görmek beni daha fazla mutlu ediyor. Bu yüzden sevinmek yerine onların sevinçlerini izlemeyi tercih ediyorum"
"Galatasaray'a gitmedim. Çünkü Fransa'da doğdum Beşiktaş'lı oldum. Beşiktaş'tan başka takıma gidemezdim.. Çünkü ölmek istemiyorum.. Gitseydim bu şarkı olmazdı, bende ölür giderdim.."
"Ben futboldan nefret ediyorum. Bu sporu hiç sevmiyorum. Çünkü ben bu oyunu kendim için oynamıyorum. Ben Beşiktaş taraftarı için oynuyorum.. Ben benim birşey yapmamı bekleyen Beşiktaş taraftarını eğlendirmek istiyorum."
"Galatasaray ile yaptığımız maçta bilerek kırmızı kart gördüm. Eğer oyunda kalsaydım kendi takım arkadaşlarımla kavga edecektim. Eğer elimde bıçak olsaydı birkaç kişiyi doğrardım. Bu kadar ruhsuz oynanmaz! Taraftarın heyecanı kadar heyecan içlerinde hissetmiyorlardı."
"Benim için psikopat diyorlar.. Ancak Beşiktaş taraftarı benden daha psikopat.. Onlara layık olmaya çalışacağım.."
"Beni ölünce İnönü'ye gömün..!"
"Atatürk kupasını kazandığımız maçta Beşiktaş taraftarı bana kariyerimdeki en mutlu günü yaşattı. Türk seyircisini o zaman çözdüm. Savaşan futbolcuya tapıyorlar. Bende savaşmayı seviyordum. Bu yüzden taraftarla bütün oldum."
21 Pascal Nouma Unforgettable..!