
Öncelikle başlığa değinicek olursak Beşiktaş'ın 2 haftada 20 puan kazanmış olmasının Mustafa Denizli'nin 26. hafta iddialarını güçlendirdiğini söyliyebiliriz. Her ne kadar futbol anlamında devamlı bi gerileyiş olsada kazanıyor olmak ve rakiplerin ısrarla içerde ve dışarda puan kaybediyor olmaları Beşiktaş'ı potaya sokmasıyla beraber bi hava kattığı da bir gercek..
Mustafa Denizli'yi anlamakta gercekten ciddi sıkıntılarım var daha 3 gün önce 2 gol atmış iyi bir hava yakalamış olan Bobo'yu kenarda oturtmak sadece Bobo'ya değil takıma ve taraftara da ihanet. Zaten taraftar Tello'nun muhteşem golü öncesi Mustafa Denizli'ye güzel bi mesaj verdi. Mustafa Denizli'nin bu konuda Telloya hem 3 puanı getiren golü attığı için hemde olası tepkilerin önüne geçtiği için 2 kez teşekkür etmeli!
Takım genel anlamda iyi mücadele etti ama 2 futbolcunun gercekten ne yaptıklarını veya ne yapmaları gerktiğinin farkında olmadıklarını düşünüorum. Birincisi Serdar Özkan! Gercekten merak ettiğim konu Serdar'ın maçtan sonra maçın tekrarını izleyip kendi kendine hiç özeleştiri yapıp yapmadığı, Serdar'ın yetenekli bir futbolcu olduğu fikrini bende savunuyor(dum) artık yeteneklerine de inancım kalmadı ayağına her gelen top ya çalım atma sevdasıyla, ya sadece tribün baskısıyla top benden gitsin düşüncesiyle olumsuz kullanılıyor daha ne kadar şans alıcak yada Serdar'ı kim uyarıcak. Bir röportajını okumustum ben lider oyuncuyum demiş şaşırdım sezonda 40 maç oynamış bir oyuncu olarak kaç asisti war acaba yada aldığı tek bi maç warmı..? İkincisi Filip Holosko geldiği günlerde güçlü, hızlı we fuleli bir futbolcuydu, gercekten beşiktaş taraftarına sanırım "aradığımız oyuncuyu bulduk" dedirten türde yükselen bir değerdi ama bu sezon başından beri gol attığı maçlarda dahil hiç bir maçta 5 milyon €'luk futbolcu imajı vermedi, en önemlisi herzaman rakip futbolcunun bi adım arkasında, ikili mücadelelerde hep maglup. Kısaca özetlemek gerekirse Beşiktaş'a gelebilmek değil Beşiktaş'ta kalabilmek önemli, en azından maç öncesi Şifo Mehmet'e gösterilen sevgiyi baz alsalar yeterli..
Son söz konu Beşiktaş olunca tabiki yönetime, merak etttiğim bu kadar yabancı futbolcunun ve yabancı antrenörün gelip gittiği bir kulupte (pardon kovulup tazminat ödendiği daha doğru olucak) borç almış başını yürümüş başkana olan borç 55 milyon TL olarak açıklanıyor. Garip!!! Buna itiraz edicek bu borcu ben Beşiktaş'ın borcu olarak kabul etmiorum diyebilicek bir Beşiktaş kongre üyesi yada herşeye rağmen ben adayım diyebilicek biri yokmu..! Sanırım söylemler gerçekleşiyor Beşiktaş, taraflı medya, taraflı federasyon ve kendi içindeki inançsızlığına yenik düşüyor. Bu kulübün tek ve son kalesi taraftarı, oda en fazla 2010 seçimlerine kadar dayanır bir değişim olmazsa sanırım onlarda pes edicek herşey yönetim ve futbolcular gibi sıradanlaşıcak.. Beşiktaşlı uyan herşey için geç olmadan..!
kardeşim hayırlı uğurlu olsun =))
YanıtlaSilyeni yazılarını merakla beklioruz umarım sadece bjk üstüne olmaz